
SİGORTA ETTİRENİN SİGORTACISINA RÜCU HAKKI
Trafik Kazası sonrası karşı tarafın zararını siz öderseniz bu bedeli kendi sigorta şirketinizden talep edebilir misiniz?
Av. Barış Güller


SİGORTA ETTİRENİN SİGORTACISINA RÜCU HAKKI
Trafik Kazası Sonrası Karşı Tarafın Uğradığı Zararı Siz Öderseniz Bu Bedeli Kendi Sigorta Şirketinizden Talep Edebillir Misiniz?
Bir trafik kazası yaptınız ve kusurlu olan taraf sizsiniz. Kusur oranınız %100, %75, %50 veya %25 olabilir. Karşı taraf da kendi haklılık oranına göre uğramış olduğu zararı sizden talep etti. Bu durumda yapmanız gerekenler ve ödeme yaptıktan sonra kendi sigortacınızdan ödediğiniz bedeli talep etme durumunuz açıklanacaktır. Şöyle ki;
Karıştığınız trafik kazası sonrası kusurlu olmanız durumunda karşı taraf uğradığı zararı sizden veya sizin trafik sigortacınızdan talep etme hakkına sahiptir. İsterse uğradığı zararın tamamını sizden talep edebilir isterse doğrudan sigorta şirketinizden talep edebilir. Hukukumuzda sizin ve sigorta şirketinizin beraber sorumlu olması durumuna "müşterek ve müteselsil" sorumluluk denmektedir. Haklı olan tarafın zararını gidermede siz ve sigorta şirketiniz müşterek ve müteselsil sorumludur. Kişi zararını gidermek adına size dava açabilir veya icra takibi başlatabilir. Ancak haklı taraf dava veya icra takibine girişmese bile siz sigorta şirketinize kazayı bildirmekle yükümlüsünüz.
BİLDİRİM (İHBAR) YÜKÜMLÜLÜĞÜ : TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca kazaya karıştığınızı 5 gün içerisinde haksız da olsanız sigorta şirketinize bildirmelisiniz. Yine ZMMS Genel Şartları uyarınca da “sorumluluğu gerektirecek bir olayı, öğrendiği andan başlayarak beş gün içinde sigortacısına ihbar etmekle yükümlü olduğu” ifade edilmiştir.
BİLDİRİMİN KOŞUL OLMAMASI : Ödemiş olduğunuz karşı taraf zararını sigorta şirketinden talep etmek için bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olmanız şart koşulmamıştır. Yani kazayı 5 gün içinde sigorta şirketine ihbar etmeseniz bile karşı tarafın zararını ödediyseniz ödeme tutarınızı sigorta şirketinizden isteyebilirsiniz.Sigorta ettirenin “ihbar yükümlülüğü”nü yerine getirmemesi durumunda, bunun yaptırımının ne olacağı konusu bir Yargıtay kararında tartışılmış ve poliçede yaptırım (müeyyide) yer almadığından, sigorta ettirenin, zarar gören üçüncü kişilere tazminat ödemesi durumunda, sigortacısına karşı dava hakkının düşmeyeceği ve poliçeye dayanarak sigortacısından istemde bulunabileceği sonucuna varılmıştır.
KANUNİ DAYANAK : Sigorta ettirenin sigortacısına dönme (rücu) hakkının yasal dayanağı Zarar gören üçüncü kişilere tazminat ödeyen sigorta ettirenin (işletenin), poliçedeki limite göre sigortacısından istekte bulunmasının yasal dayanağı, Yargıtay kararlarında şöyle açıklanmıştır: “KTK. m. 91’de belirtildiği üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile işleten (araç sahibi), üçüncü kişilere verdiği zararlardan dolayı kendi “sorumluluğunu” sigorta ettirmektedir. Sigorta sözleşmesi, sigorta ettirenin malvarlığındaki azalmayı önlemek amacına yönelik olarak düzenlenir. Bu ilişkide sigorta ettirenin yararı güvence altına alınmaktadır. Bunun sonucu olarak sigorta ettiren (işleten-araç sahibi), sigortacının ödediği tazminat kadar borcundan kurtulmaktadır. Eğer sigorta ettiren (işleten-araç sahibi), sigortacının ödemekle yükümlü olduğu tazminat tutarını zarar gören üçüncü kişilere ödemişse, sigortacının, sigorta ettiren zararına zenginleştiği kabul edilmelidir. İşte bu haksız ve nedensiz zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olan sigortacıya karşı, sigorta ettirenin (zarar gören üçüncü kişilere) ödediği tazminat tutarını geri isteme hakkı bulunmaktadır.”
DÖNME (RÜCU) HAKKININ KULLANIMI İÇİN İZLENECEK YOL : Yukarda da belirttiğimiz gibi, işleten, üçüncü kişilerin dava açmalarını beklemeden, aracının kazaya karıştığını “hemen” sigortacısına bildirmelidir. TTK ve Trafik Sigortası Genel Şartlarına göre, işleten, rizikonun gerçekleştiğini (taşıtının kazaya karıştığını) öğrendiği günden başlayarak beş gün içinde sigortacısına bildirmekle yükümlü tutulmuştur. Bu yükümlülük hemen yerine getirilmelidir.
Gene yukarda açıkladığımız gibi, zarar görenler, işletene karşı bir dava açmış olup da, aracın Trafik Sigortasını yapan sigorta şirketini dava etmemişlerse, davalı işleten bu davayı hemen sigortacısına bildirmelidir.(İhbar etmelidir.)
Eğer, zarar görenlerin dava açmalarını beklemeden, işleten, onlarla anlaşarak (sulhen) bir tazminat ödemiş olursa, bunu belgelemek koşuluyla sigortacısından isteyebilir. Bu konuda bir Yargıtay kararında daha da ileri gidilerek, işletenin, kendisine karşı bir dava açılmadan dahi “üçüncü kişilerin zararından sorumlu olduğunu kanıtlaması durumunda” sigorta bedelini kendi aracının Trafik Sigortasını yapan sigorta şirketinden isteme hakkı bulunduğu kabul olunmuştur. Kararda şöyle denilmiştir, özetle: “Bir sigorta şirketine Trafik (ZMSS) poliçesi ile sigortalı bir aracın sürücüsü üçüncü kişilere zarar vermişse, zarar görenler tarafından sigorta ettirene karşı bir dava açılmadan dahi, sigorta ettirenin (işletenin), üçüncü kişilerin zararından sorumlu olduğunu kanıtlaması halinde, sigorta bedelini, kendi aracının Trafik (ZMSS) poliçesini düzenleyen sigorta şirketinden isteme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Ancak, Yargıtay, daha eski tarihli bir başka kararında, işleten (sigorta ettiren), zarar gören üçüncü kişilere henüz bir tazminat ödememişse, sigortacısına karşı dönme (rücu) hakkını kullanamayacağı yönünde karar vermiştir. Buna ilişkin karar özeti şöyledir: “Dava, trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın üçüncü kişiye vermiş olduğu, sigorta ettiren tarafından ödenen zararın, sigortacıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir. Ne icra dosyasında ne de sunulan kanıtlar arasında davacının zarar görene ödeme yaptığına dair bir bilgiye rastlanmamıştır.O halde, davacının zarar gören üçüncü şahsa bir ödemesinin olmadığı, rücu koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.”
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ T. 18.03.1999 E. 1999/90 K. 1999/2336
ZORUNLU MALİ SORUMLULUK (TRAFİK) SİGORTASI SİGORTA ETTİRENİN KENDİ SİGORTACISINA DÖNME HAKKI :
Sigorta ettiren, zarar görenlere tazminat ödedikten sonra, kendi sigortacısından sigorta limitleri içinde kalan bölümünü dava yoluyla isteyebilir. KARAR: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili aracın yaptığı kaza nedeniyle karşı tarafın kasko sigortacısı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını ve aynı zamanda davalı sigorta şirketine müracaat edildiğini davalının ödememesi nedeniyle, ödenen tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamından 50.000.000 lira poliçe limiti olan miktarın davalıdan ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Sorumluluk sigortası ile ilke olarak sigorta ettirenin 3.kişilere verebileceği zararlardan ötürü bu zararın giderilmesi için sigorta ettirenin mamelekindeki azalmayı önleme amacına yönelik olarak düzenlenir. Zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesinde de aynı ilke uyarınca, güvence altına alınan asıl menfaat sigorta sözleşmesini yaptıran motorlu araç işleticisi ve onun durumunda olanlardır. Bu nedenle trafik kazası ile 3.şahıslara zarar veren motorlu araç işleteni olan sigorta ettiren, zarar görenlere tazminat ödemesinde bulunduktan sonra kendi sigortacısından sigorta limitleri ve koşulları içinde kalan ve gerçek zarara ilişkin bölümünü dava yoluyla isteyebilir.
Olayımızda, davacının hasar bedeli olarak sigortacısı yerine geçerek dava dışı aracın kasko sigortacısına 33.900.000 lira ödediği tartışmasızdır. Davacı dava dışı kasko sigortasına gerçek hasar bedelini ödemekle yükümlü olup, bunu aşan bir ödeme yapmışsa, gerçek zararı aşan ödemeyi davalı olan kendi sigortacısından isteyemez. O halde mahkemece davacının 3.şahıs olan sigorta şirketine ödeme yaptığı tarihten itibaren artan ve eksilen reeskont faizi üzerinden hesap yaptırılarak bu hesap içinde icra masraflarının da dikkate alınarak bulunacak miktardan davacının 3.şahıs sigorta şirketine fazladan ödeme yapmışsa bununda indirilerek davacının zararı hesaplanıp sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA 18.3.1999 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
